Sebze Meyve Zehir Mi Saçıyor?  Kirli 12

Sebze Meyve Zehir Mi Saçıyor? Kirli 12

Ecz. Ayşe Arık Coşkun 

 

Hızla gelişen dünyada hayatımız kolaylaşıyor, teknoloji yapay zekaya, düşünebilen sistemlere eviriliyor…  Bütün eski alışkanlıklarımız yerini yenilerine bırakıyor.  

Peki bunca gelişim ve değişimin arasında, insan sağlığı nasıl etkileniyor?

Gelin konuyu biraz daha açalım.

Hepimiz yaşamak için en çok ne yapıyoruz? Tabii ki yiyip içiyoruz. 

Tüm dünya otoriteleri sağlıklı yiyecekleri tüketin diye bas bas bağırıyor. Üç beyazdan uzak durun, akşam bilmem kaçtan sonra yemeyin, meyve sebzeye ağırlık verin, doğal ürünleri tercih edin vs. vs.

 

İyi de sağlıklı yaşamak için elzem olan meyve sebze yeterince sağlıklı mı?

 

Şimdi size duymaktan hiç hoşlanmayacağınız şeyler anlatacağım. Hepimiz tarımda zirai ilaçlama olduğunu biliyoruz. Genel anlamda tarımda kullanılan ve bitki için zararlı olan mantar, böcek ya da çeşitli hastalıkları yok eden zirai ilaçlara pestisit diyoruz. 

 

Pestisitler insan sağlığına zararlı mı?

İşte bu noktada tehlikenin boyutundan haberdar değiliz. Dünyada bu işi takip eden sivil toplum örgütleri var elbet, işte bunlardan biri de EWG.  EWG bir çevre çalışma grubu (Environmental Working Group’un kısaltması) Ken Cook tarafından Washington’da kuruldu. Sağlıklı insanların sağlıklı bir çevrede yaşayacağına inanıyorlar ve bunun için birçok çalışmaya imza atıyorlar.

Gelelim yaptıkları işe… 2004 yılından beri 48 popüler meyve ve sebzede pestisit oranını yani zirai ilaçlama sonrası oluşan kirliliği raporluyorlar. Ve o yılın en KİRLİ 12 si belirleniyor. (Dirty Dozen)

Amerika’da FDA in yıllık topladığı 36.000 örnek sebze meyve var ve yapılan testlerde sebze meyvelerin %70 inin en az bir pestisite maruz kaldığı belirtilmiş.

İşte 2017 de en kirli sebzeler:

Bu sebzeler Amerika verileri…

1.Çilek

2.Ispanak

3.Nektarin

4.Elma

5.Şeftali

6.Armut

7.Kiraz

8.Üzüm

9.Pırasa

10.Domates

11. Dolmalık Biber

12. Patates

 

Ya Türkiye ?

Maalesef bizim ülkemizde pestisit oranlarını düzenli analiz edip yayınlayan bir kurum aradım, bulamadım. Düştüm bu işin peşine…

Bizim ülkemizdeki sistemi Tarım Bakanlığı yetkililerine sordum. Aldığım bilgilere göre, üreticilerin bir kayıt defteri var ve bu kayıt defteri olmadan üretim yapılamıyor. Üreticilere bir tür sağlık karnesi gibi ilaçlama karnesi veriliyor. Ayrıca üreticiye nasıl ilaçlama yapılacağına dair eğitimi yine bakanlık yetkilileri veriyor.  Burada başka bir durum daha söz konusu…

 

Ya üretici karneye işletmez ya da yanıltırsa?

 

Bunun için de bir denetleme mekanizması kurulmuş. Hasat öncesi sera ya da açık alandan rastgele numune alınıp bölge laboratuvarında analiz ediliyor. 

Baktıkları kriter ise bitkinin vücudundan kullanılan zehirli maddenin atılıp atılmadığı. Yani üretici bekleme süresini mutlaka doldurmalı ve bitkide belirli oran altında pestisit olmalı. Üretici bir hata yapmışsa, eğer yasaklı ilaç kullanmışsa ürünler imhaya, olması gerekenden fazla pestisit kullandıysa da cezaya maruz kalıyor.  Ayrıca hal kapısı, market gibi yerlerde de rastgele denetimler yapılıyor.

Buraya kadar sistem işliyor gibi görünse de, merak etiğim konu, yasaklı ilaç kullanımında imha var fakat fazla pestisit kullanılmış ürün piyasaya veriliyor mu?

 

Beş kişilik ekiple Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezi olarak 2013 ve 2014 Ocak ve Nisan ayları arasındaki gıda ürünlerini pestisit açısından analiz etmişler.

Gıda örneklerini semt pazarlarından tesadüfî olarak toplanmış ve aynı gün laboratuvarda analiz edilmiş. Uluslararası kabul gören analiz metoduyla 335 pestisit kalıntısı araştırılmış. Çalışma uzun ve kapsamlı, özetle en çok kullandığımız sebzelere bakalım…

 

Domates, biber

Domates örneklerinin 2013’te yüzde 6’sı, 2014’te yüzde 12’snde pestisit kalıntısı maksimum kalıntı limitlerinin üzerinde çıkmış.

Biberde bu oranlar 2013’te yüzde 31 ve 2014’te yüzde 30; kabakta 2013 te yüzde 40 ve 2014’te yüzde 36; çilekte 2103 te yüzde 10 ve 2014 te yüzde 5 şeklinde seyrediyordu. 

2014’te patlıcanların yüzde 19’u ve portakalların yüzde 24’ü limit aşan miktarda pestisit içeriyordu.

 

Bakanlık verilerine göre bu oranın yapılan çalışmalarla aynı yıllarda %1 in altında olduğu açıklanmış… !!! (Avrupa ort %3-5)

 

Bunun yanısıra ihracatta bakılan pestisitle, iç pazara verilen pestisitler aynı testlerden mi geçiyor?

 

Üretici bütün pestisitlerden sınırın altında kullanırsa fakat birden çok pestisit kullanımı sebebiyle insanda toksik etkiyi artırır mı?

 

 

Aslına bakarsanız aklımızda birçok soru var…

Bu sorunların çözümleri de tamamen ülke politikası olarak ele alınmalı…  Sağlıklı kalabilmek için tükettiğimiz sebze meyve, eğer pestisit kalıntıları bu denli yüksekse sindirim, üreme, hormonal sağlığı ciddi şekilde tehdit ediyor olabilir, hatta bilimsel makalelerde bu konuyla ilgili birçok çalışma mevcut.   Verimli tarım yapacağız diye ya böcekleri öldürüyoruz, ya toprağı zehirliyoruz, ya bir zararlıyı yok edip sistemi değiştiriyoruz. Arıların zirai ilaçlama sebebiyle yok olması ise başlı başına bir sorun…

 

Ekosistemi bu denli bozan insanoğlu, kimyasala sığınacak ve bunun karşılığını da uzun dönemde zararlar görerek alacak, görünen o…

 

Sebze meyve yemekten vazgeçemeyiz bu durumda sorunu çözmek gerekir.

 

Biyolojik mücadeleyle, olabildiğince sağlıklı tarımla doğaya olan saygı borcumuzu ödemek lazım…

 

Yoksa doğanın intikamı ağır olacak!!! 

 

 

 

 

 

1 U.S. Department of Agriculture, Economic Issues in the Coexistence of Organic, Genetically Engineered (GE), and Non-GE Crops. Economic Research Service, 2016. Available at www.ers.usda.gov/webdocs/publications/eib149/56750_eib-149.pdf

2 California Department of Pesticide Regulation, Pesticide Residues on Fresh Produce. 2015. Available at www.cdpr.ca.gov/docs/enforce/residue/resi2015/rsfr2015.htm

3- EWG 2017 Dirty Dozen Report https://www.ewg.org/foodnews/summary.php#.Wiev_kpl_IU

4- https://bianet.org/bianet/tarim/165871-gidada-pestisit-kalintisi-ve-saglik

 

 

İLGİLİ HABERLER

En Çok Okunanlar


Şahmeran Efsanesi

Evvel zamanda, Mezopotamya topraklarında doğmuş bir efsane Şahmeran... Yüzyıllardan beri anlatılagelen…