Kahve, şüphesiz ki dünyadaki en popüler içeceklerden bir tanesidir. Yetişkinlerin yaklaşık olarak %90’ı her gün kafein almaktadır. Pek çok insan, güne bir fincan sert kahve olmadan başlamayı düşünemez. Uzmanlar, kahvenin hazımsızlık, uykusuzluk ve kalp atış hızında artış gibi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekseler de makul ölçüde tüketim ile bu olumsuz etkilerden korunmanız mümkün olacaktır. Kahvenin faydalı olup olmadığı uzun zamandır tartışmalı bir konudur, ancak birçok yeni araştırma, her gün ılımlı miktarda kahve tüketiminin sağlık için olumlu etkilerinden yararlanabileceğinizi göstermektedir. İşte kahve içmenin bazı potansiyel faydaları...
1. Metabolizmayı Hızlandırır
Kilo vermeye çalışırken kahvenin diyetinize dahil edilmesini düşünebilirsiniz, çünkü kahvenin birçok yararından biri de metabolizmayı canlandırmasına yardımcı olmasıdır. Bu etki esas olarak, kahvenin size metabolik aktiviteyi düzenleyen ve artıran pantotenik asit (B5), niasin (B3) ve riboflavin (B2) sağlaması yoluyla gerçekleşir. Ayrıca daha canlı bir metabolizma ile vücudunuz besinleri daha verimli kullanabilecek ve bu da sizi sağlıklı tutmaya yardımcı olacaktır.
2. Dayanıklılığınızı Artırır
Birçok çalışma, kahve içmenin yorucu fiziksel aktiviteler sırasında ağrı algınızı azaltabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda, dayanıklılığınızı arttırır ve daha enerjik hissetmenizi sağlar. Bu da antrenmana başlamadan önce bir fincan kahve içerek, egzersizinizin kalitesini büyük ölçüde artırabileceğiniz anlamına gelir.
3. Ruh Halinizi İyileştirir ve Depresyon Gelişme Riskini Azaltır
Vücudunuzu ve zihninizi harekete geçirmek için tek bir fincan kahve yeterlidir ve bu aynı zamanda kişiye kendini iyi hissettiren hormonların salınımını tetiklemeye yardımcı olacaktır. Kahve içmek ruh halinizi iyileştirir ve sizi depresyondan korur. Kahve içenlerde klinik depresyon gelişme riskinin içmeyenlere göre %20 daha az olduğuna dair bazı kanıtlar vardır. Kahvenin, dopamin ve serotonin gibi bazı kimyasalların üretimini artırması bu etkisinin altında yatan ana sebeptir. Fakat çok fazla tüketmekten kaçınılmalıdır çünkü aşırı kahve tüketimi ruh hali değişimleri ve kaygı ile de bağlantılıdır.
4. Hafızayı Güçlendirir
Kahve, merkezi sinir sisteminizi uyararak, beyninizde hafızayı kuvvetlendiren bazı kimyasalların salınımını tetiklemektedir. Kahve ayrıca dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmitterlerin yıkımını azaltmaya yardımcı olur. Bu durum; uyanıklık, tepki süreleri ve genel bilişsel işlev de dahil olmak üzere beyin fonksiyonlarını iyileştirmektedir.
5. Besin Kaynağıdır
Kahvenin faydalarının çoğunun kafein içeriğinden geldiğini düşünebilirsiniz, ancak bu doğru değildir, çünkü size antioksidan özellikteki besinleri sağlar. Batı ülkelerinde insanların kahvelerden sağladıkları antioksidan miktarının sebzelerden ve meyvelerden sağladıklarından daha fazla olduğu bilinmektedir. Ayrıca antioksidanların yanı sıra magnezyum, potasyum, riboflavin (B2) ve niasin (B3) açısından da zengindir.
6. Diyabet Gelişme Riskini Azaltır
Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalar, kahve içenlerin hiç tüketmeyenlere göre diyabete yakalanma ihtimalinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Bazı uzmanlar bu avantajın kahvenin iştahı bastırmasından kaynaklandığına inanmaktadır. Bir başka kısmı ise, kahvenin kişiyi daha enerji dolu hale getirmesi ve aktif olmasını sağlaması sebebiyle bu etkinin görüldüğünü savunmaktadır.
7. Kardiyovasküler Sistemi Destekler
Öncelikle belirtmek gereklidir ki fazla miktarda kafein alımı kalp atış hızında artış ve hipertansiyona yol açabileceğinden kalbiniz için riskli olabilir. Ancak, uygun miktarlarda kahve tüketimi, felç geçirme riskinizi düşürmektedir. Ayrıca, bazı çalışmalar kahvenin kan basıncınızı arttırmasına rağmen, değişimin sadece geçici olduğunu ve uzun vadeli bir soruna yol açmayacağını tespit etmiştir.
8. Karaciğer Hastalığını Önler
Kahve yalnızca karaciğer hastalıklarını önlemeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda mevcut bir karaciğer hastalığınız varsa gerilemesine de yardımcı olacaktır. Bazı kanıtlar kahve içmenin karaciğer kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Karaciğer sirozu riskini de azalttığı ve tedavi edilmediği zaman yıkıcı komplikasyonlara neden olabilen karaciğer yağlanmasını da tersine çevirebileceği araştırmalardan elde edilen sonuçlar arasındadır.
Gün İçinde Tüketilmesi Gereken Kafein Miktarı
Artık kahvenin faydalarını bildiğinize göre, maksimum faydanın sağlanabilmesi için tam olarak ne kadar içilmesi gerektiğini merak ediyor olabilirsiniz. İşte dikkat etmeniz gerekenler;
Sağlıklı Yetişkinler İçin Kafein Miktarı: Sağlıklıysanız ve tıbbi bir sorununuz yoksa, günde 400 mg kafein tüketebilirsiniz.
12 Yaş ve Altındakiler İçin Kafein Miktarı: 12 yaşın altındaki çocuklar kafeinden kaçınmalıdır.
Kafein ve İlaç Etkileşimleri:
İlaç
Etkileşim
Siprofloksasin
Levofloksasin
Kafeinin kan konsantrasyonunu artırabilir, uyarıcı etkisinde artış görülebilir.
Asetaminofen
Emilimi artabilir.
Teofilin
Albuterol
İlacın toksisite riskini artırır.
Sinirlilik, bulantı, kusma, kasılma, uykusuzluk gibi yan etkilerde artış görülebilir.
Ranitidin
Famotidin
Simetidin
Nizatidin
Mide mukozasında iritasyona yol açabilir.
Antiaritmikler
Düzensiz kalp atışı riskini artırır, taşikardiye yol açabilir.
Karbamazepin
Fenitoin
Fenobarbital
Valproat
Antikonvülsan etkiyi önemli ölçüde azaltır.
Trankilizanlar
Kafein, uyarıcı özelliğinden ötürü ilacın antianksiyete etkisini azaltır.
Klozapin
Kanda ilacın miktarını artırarak yan etkileri artırabilir.
Benzodiazepinler
Uyarılabilirliği artırır, ilacın etkisini azaltır ve anksiyeteye sebep olabilir.
Diazepam
Lorazepam
Alprazolam
İlacın antianksiyete etkisini azaltır, sinirlilik, hiperaktivite ve uyarılabilirliğe neden olabilir.
Demir (demir sülfat, demir glukonat)
Emilimi azalır.
Tizanidin
Kan basıncında düşme, baş dönmesi ve baygınlığa neden olabilir.
Psödoefedrin
Sinirlilik ve anksiyete hissini artırır.
Efedrin
Ciddi etkileşim gösterir, her ikisi de stimülan özellikte olduğu için kalp üzerine önemli yan etkileri vardır.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Sınav dönemlerinde artan zihinsel yük; öğrencilerde yoğun stres, sınav kaygısı ve uykusuzluğun yanı sıra soğuk havalar ve gribal enfeksiyonlara bağlı olarak performans düşüklüğüne yol açabilmektedir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.