Ağrı Kesiciler Sandığınız Kadar Masum Değil!
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Tansiyon ilaçları milyonlarca kişinin hayatın kurtarıyor ama herkese aynı ilaç verilmez. Yaş, eşlik eden hastalık ve risk düzeyi belirleyici olur. Her ilacın farklı etkisi ve yan etkisi vardır. Kiminde öksürük yapar, kiminde halsizlik. İlacı değil, hastayı merkeze alarak karar verilir.
140/90 eşiği genellikle ilaç başlama sınırı olarak kabul edilir. Ancak hastanın böbrek hastalığı, şeker hastalığı, kalp-damar hastalığı varsa hedef değer daha düşüktür: 130/80. Bazen tansiyon 135/85 iken bile tedaviye başlanabilir. Çünkü hedef sadece rakamı düşürmek değil, organ hasarını önlemektir.
Aynı ilacı kullanan iki hastanın etkileri çok farklı olabilir. Çünkü:
- Genetik yapı.
- Yaş.
- Karaciğer ve böbrek metabolizması.
- Başka hastalıklar.
İlacın vücutta nasıl işlendiğini değiştirir. Bu yüzden biri için “çok iyi gelen” ilaç, başka birinde ciddi sorun yaratabilir.
Bazı tansiyon ilaçları cinsel isteksizlik ya da sertleşme sorununa yol açabilir. Özellikle eski tip beta blokerler bu açıdan kötü şöhretlidir. Yeni nesil ilaçlar bu etkiyi azaltmıştır. Ancak şikayet varsa doktorla paylaşılmalı. Çözüm, ilacı bırakmak değil, değiştirmek olmalı.
Her hastanın tansiyon profili farklıdır. Bazı kişiler gece tansiyonu yüksek yaşar, bazılarında nabız da yüksektir.
Ayrıca:
- Yaş
- Kilo
- Eşlik eden hastalıklar
- Başka ilaç kullanımı
- Böbrek fonksiyonu gibi birçok etken hangi ilacın verileceğini belirler. (Kaynak: American Heart Association – Patient-Centered Therapy in Hypertension)
Hayır. Tansiyon ilaçları genellikle düşük dozla başlanır. Etki yetersizse doz artırılır ya da başka bir grup eklenir. Birçok hasta kombine tedavi kullanır: örneğin beta bloker + diüretik. Ancak fazla ilaç kullanmak, fazla etki anlamına gelmez. Her ilacın kendi riski vardır.
Çoğu hastada evet. Çünkü hipertansiyon kronik bir hastalıktır. Ancak bazı kişilerde yaşam tarzı değişiklikleriyle ilaç dozu azaltılabilir. Hatta bazı hafif vakalarda tamamen kesmek bile mümkündür.
Tabii bu karar mutlaka hekim kontrolünde alınmalıdır. Rastgele ilaç kesmek krize yol açabilir.
Sonuç: İlacın adı değil, hastanın durumu önemlidir
Tansiyon tedavisinde standart reçete yoktur. Aynı ilacı herkes kullanamaz. Doğru ilaç, doğru hasta ve doğru zaman birlikte değerlendirilmeli. Hekimle açık iletişim, yan etkileri bildirme ve sabırlı takip başarıyı getirir.
Tansiyonun düşmemesinin 3 ana nedeni olabilir:
1. Uyumsuzluk: Hasta ilacı düzenli kullanmıyordur.
2. İkincil hipertansiyon: Altta başka bir hastalık vardır. (örnek: böbrek damar tıkanıklığı)
3. Dirençli hipertansiyon: 3 ilaç kullanılsa bile kontrol sağlanamıyordur.
Böyle durumlarda ilaç dozu değil, hastalık değerlendirmesi gözden geçirilmelidir.
sozcu.com.tr
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Doç. Dr. Aslıhan Küçüker
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.