’Reçete’/ Tüp Bebek Tedavisi Nedir?
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan

Ecz. H. Gamze Sürme Vural
.jpg)
Demir, hayati fonksiyonlara sahip bir elementtir. Kimyasal sembolü, Ferrum’un kısaltması olan Fe’dir. Demir depolarımıza ise "ferritin" diyoruz. En az eksikliği kadar fazlalığı da sıkıntıya yol açar.
Kansızlık hepimizin sık sık duyduğu bir semptomdur. Demiri vücudumuz üretemez; fakat insanlar ve diğer birçok canlı için önemli bir mineraldir. İnsan vücudunda iki ana işlevi vardır. Bunlardan biri kırmızı kan hücrelerini -yani eritrositleri- üretmektir. Eritrositler ise oksijen taşır. Bir diğeri ise ana enerji kaynağımız olan ATP (adenozin trifosfat) üretimidir. Buna bağlı olarak da eksikliğinde; enerji düşüklüğü, yorgunluk, nefes darlığı, baş dönmesi sık sık ortaya çıkar.
Fazlalığında ise karaciğer fonksiyon bozukluğu ve hemakromatoz -ve buna bağlı diyabet- mümkündür. Bu nedenle uzman kontrolünde kan tahlillerine bakılarak uygulanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; hemoglobin değerlerinin hamile olmayan kadınlarda 12 gr/dl, erkeklerde 14 gr/dl’nin altına düşmesi durumu “anemi” olarak adlandırılmaktadır. İstatistiklere göre dünyada kadınların %35'inde, erkeklerin %20'sinde ve hamilelerin %50’sinde demir eksikliği anemisi (kansızlık) görülür. Nitekim kadınların erkeklere göre ihtiyacı daha fazladır.
Demir eksikliğine günlük beslenme ile alınan miktarın yetersiz kalması sebep olabilir. Ayrıca genç kadınlarda da adet döngüsü kansızlığın sebebidir. Aynı zamanda hamile kadınlar da bebeklerinin ihtiyacı olan demiri, gebelik boyunca takviye olarak almalıdırlar. Doğan yeni bir bebek ise 5-6 aylık olduğunda demir takviyesine başlamalıdır. Çünkü bu dönemde anne sütü emmek güzel bir demir kaynağı olsa da hızlı büyümeye bağlı olarak takviyeye ihtiyaç vardır.
Diyet demir kaynaklarını iki ana kategoriye ayırıyoruz: Hem ve hem olmayan...
Demir eksikliğinin belirtileri
Demir Eksikliğinde ne olur?
Doktorumuza görünüp tahlilimiz sonunda demir eksikliğine karar verilip eczaneye reçetemizle gittiğimizde, çeşitli ilaçlar bizi karşılar. Bunlar +2 ve+3 değerlikli formlarındadır. Tablet, şurup ve flakonlar şeklindedir. Kimileri ise emilimi arttırmak için şelat halindedir. Bu grupta olanlar devlet tarafından karşılanmamaktadır özel olarak alabilirsiniz.
Demir ilaçları kullanılırken elde edilen yararın artırılması için süt ürünlerinden bir saat önce ya da sonra kullanılması önerilir. Yani peynir, süt ya da yoğurt tüketiminden önce ya da sonra kullanılırsa daha çok fayda sağlayacaktır. Bu ürünler emilimini engelleyen besinler olduğu için demir takviyeleri ile birlikte kullanılması önerilmez. Aynı şekilde çay da emilimini azaltmaktadır. C vitamini ise emilimini artırır. Yani eğer ilacınızı, bir bardak portakal suyuyla içerseniz çok daha yüksek bir yarar sağlarsınız. Demir ilaçlarını aç karnına içmek de bir diğer emilim artıran yöntemdir. Bu ilaçları 12 ila 36 hafta boyunca düzenli kullanmalıyız. Ayrıca beslenme ile de desteklemek gereklidir.
Demir açısından zengin beslenmek için
Demir içeren besinler tüketirken nelere dikkat etmelisiniz?
Hepinize bol demirli, hemoglobinli, dinamik ve sağlıklı günler dilerim…
Ecz. H. Gamze Sürme Vural
Moderatör: Ecz. Hakan Gençosmanoğlu Konuk: Prof. Dr. Kubilay Vicdan
Günlük hayatta baş ağrısı, kas ağrısı ya da ateş gibi şikayetlerde sıkça başvurulan ağrı kesiciler, masum gibi görünse de bilinçsiz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, Parkinson hastalığının el titremesi ve hareketlerde yavaşlama gibi tipik belirtilerinden yıllar önce koku kaybı gibi bazı ipuçlarıyla kendini gösterebildiğini aktardı.
Akademik performansın zirveye çıkması gereken sınav dönemleri, öğrenciler için hem yoğun zihinsel faaliyet hem de yüksek stres yönetimi gerektiren süreçlerdir.
Uzmanlar, klasik ilaçların ötesinde "dil altı immünoterapi" yöntemiyle bağışıklık sistemini yeniden eğiterek kalıcı çözüm sağlanabileceği konusunda uyarıyor.
Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, çocuklarda görülen dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.